Enarya 15 gün yayınlanacak
Yavuzlar inşaat
Maya Güzellik
Tuğba Kuruyemiş
JESDER
Yazı Detayı
19 Mayıs 2020 - Salı 11:44 Bu yazı 854 kez okundu
 
Türk-Ermeni Sorunu ve Sözde Soykırım İddiaları
Muratcan Işıldak
muratcanisildak@gmail.com-muratcanisildak@yahoo.com
 
 

24 Nisan tarihinin sözde soykırımla bir alakası bulunmadığının bilinmesi gerekir. Zira Ermeni isyanlarının ülkenin birçok yerinde patlak vermeye başlaması üzerine 24 Nisan 1915 tarihinde, dönemin İstanbul hükümetince başkentte bulunan Ermeni komiteleri kapatılmış ve 2345 Ermeni, devlet aleyhine faaliyette bulunmak suçundan tutuklanmıştır. Tehcir kanunu ise, bu olaydan yaklaşık bir ay sonra, 27 Mayıs 1915 de çıkartılmıştır.

Tarihler 28 Temmuz 1914’ü gösterdiğinde, ha bugün ha yarın çıkacak denilen 1. Dünya Savaşı başlamış ve birçok devlet ve millet, boğaz boğaza harbe tutuşmuştur. Osmanlı İmparatorluğu, 30 Ekim 1914’te resmen İttifak Devletleri ile birlikte İtilaf Devletlerine karşı savaşa katılmıştır. Batı’da Çanakkale cephesinde İngiltere ve Fransa’ya, Doğu (Kafkas) cephesinde Rusya’ya, Irak ve Filistin cephelerinde yine İngiliz ve Fransızlara karşı amansız bir ölüm kalım mücadelesine girişilmiştir. Yokluk içinde cepheden cepheye koşan insanımız, tam anlamıyla yangın yerine dönen cephelerde düşman orduları ile dâhilde ise kaderiyle ve Ermeni çeteleri ile baş başa kalmıştır.

Bugün, Ermeni diasporası tarafından yaklaşık 1.500.000 Ermeni’nin Osmanlı İmparatorluğu tarafından tehcir adı altında imha edildiği dile getirilse de, yine Osmanlı İmparatorluğunun resmi arşivlerindeki belgelerden bu rakamın hayal ürünü olduğu anlaşılmaktadır. Zira söz konusu arşiv belgelerinde; yaklaşık 450.000 Ermeni’nin zorunlu göçe tabi tutulduğu görülmektedir. Zorunlu göç, “Çanakkale, Kafkasya ve Suriye’de savaşan Osmanlı Ordularının lojistik destek yollarına yakın yerleri ve bu yerleri birbirine bağlayan üçgen içerisinde yer alan yerleşim alanlarındaki Ermeniler ile örgütlere destek veren tüm Ermenileri kapsamıştır.

Lozan Antlaşması dâhil, sonraki hiçbir süreçte dile getirilmeyen soykırım yalanı, 9 Aralık 1948 tarihli “Soykırım Suçunun Önlenmesine ve Cezalandırılmasına İlişkin Birleşmiş Milletler Sözleşmesi” gereği canlandırılıp piyasaya sürülmüştür.

Bahsi geçen sözleşmeye göre soykırım;

“1-Ulusal, Irksal ya da dinsel bir grubun, toptan veya bir bölümünü yok etme niyetiyle, bir grubun üyelerini öldürmek,

2-Bir grubun üyelerine bedensel-ruhsal ağır zarar vermek,

3-Bir grubun hayatının fiziki çöküşünü sağlayacak ortamı hazırlamak,

4-Bir grubun çocuk sahibi olmasını engellemek,

5-Bir grubun çocuklarının zorla başka bir gruba verilmesini sağlamak” şeklinde tanımlanmıştır.

Tam karşılığını 2. Dünya Savaşında, Hitler Almanya’sının Yahudilere karşı uyguladığı toplu imhalarda bulan bu sözleşmenin, Osmanlı Devleti’nin Ermenileri bulundukları yerden başka bir yere ihraç etmesi ile bağdaştırılması veya bu sözleşemeye dayanılarak soykırım çığırtkanlığı yapılması, abesle iştigaldir.

Tüm Dünya nezdinde Diplomatik muafiyete sahip 42.Türk Diplomatı da azılı terör örgütü tarafından acımasızca katledilmiştir. Bütün hayatını Memleket menfaatleri uğruna harcamış bu şehitlerimizi canı yürekten minnet ve saygı ile anıyorum.

 
Etiketler: Muratcan Işıldak, Türk-Ermeni Sorunu ve Sözde Soykırım İddiaları
Yorumlar
Haber Yazılımı